DETAYLI ARAMA

Lokasyon (İlçe, Şehir, Ülke adı giriniz)

Proje Tipi

    Daire
    Rezidans
    Villa
    Ofis
    Hazır Ofis
    AVM

Genel Özellikler (Devamı Proje Detayında)

    Yüzme Havuzu  
    Sosyal Tesis  
    Otopark  
    Güvenlik  
    Resepsiyon  

Proje Teslim Tarihi

   Ocak 2017  
   Şubat 2017  
   Mart 2017  
   Nisan 2017  
   Mayıs 2017  
   Haziran 2017  
   Temmuz 2017  
   Ağustos 2017  
   Eylül 2017  
   Ekim 2017  
   Kasım 2017  
   Aralık 2017  
   2014 Teslim  
   Devam Eden  

Daire Tipi

Fiyat Aralığı

 ile 
   TL    USD    EUR

m² Aralığı

 ile 

Firma

العربية русский English Türkçe Ana Sayfa
"Tüm Yeni Konut ve Ofis Projelerinin Buluşma Noktası"

Bölgesel Analiz




  • İSTANBUL KARTAL BÖLGESİ

    • Yatırım amaçlı alımlar için mantıklı mı? Evet ise Ofis mi Konut mu olmalı? İdeal alım zamanı ve makul m2 fiyat seviyesi?


    Bölgedeki fiyatlar, İstanbul'un geneline bakıldığında yüksekmiş gibi görünüyor. Ancak, gelecek birkaç yıldaki gelişmeler bölgeye yatırımın halen daha kazandıracağını gösteriyor. Tuzla'da kurulacak yeni 1 milyon nüfuslu şehrin Merkezi İş Alanı (MİA) olarak ortaya çıkacak olan Kartal, Gölcük'e kadar uzanan fabrikalar bölgesi ile İstanbul'un sosyal yaşam merkezleri Bağdat Caddesi, Taksim, Boğaz hattı gibi bölgeleri birbirine bağlama özelliğine sahip. Bu sebeple, hem buralardaki fabrikalarda çalışıp hem de İstanbul'un sosyal hayatından uzaklaşmak istemeyenler için de ideal bir konumda bulunuyor. Tabii bölgenin bir diğer özelliği de, metro, otobüs, minibüs, deniz otobüsü, tren ve Sabiha Gökçen aracılığıyla uçak dahil her türlü ulaşım aracıyla ulaşılabilir olmasıdır.


    Yatırım değeri bakımından bakıldığında aslında en kolay yöntem uzun dönemli kira getirisine bakmaktır. Her bölgenin ve her binanın kira getirisi farklıdır. Bu anlamda bakıldığında 20 yıllık kira süresinin altında kalan ve yeni proje/binalara yatırım yapılabilir. Ancak görünen o ki, bugün için bu getiriyi konut yerine ofiste yakalamak daha mümkün görünüyor.


    • Kullanım amaçlı alımlar için mantıklı mı? Evet ise Ofis mi Konut mu olmalı? İdeal alım zamanı ve makul m2 fiyat seviyesi?


    Kullanımda her kişinin beklentileri farklıdır, ama genel olarak bakıldığında toplu taşıma araçlarına ulaşım çok önemlidir. Kartal da, sadece otobüs ve minibüs ile ulaşımda değil, metro dahil demiryolu, deniz yolu ve havayolunun herbirisi ile ulaşılabilen merkezi bir konumdadır.


    • Yatırım amaçlı alım mantıklıysa hangi tip gayrimenkule yönelmeli?


    Yatırım amaçlı alımlarda, Kartal Adliye Sarayı ve E-5 aksının da etkisi ile ticari gayrimenkule yatırım yapmak daha mantıklı olacaktır.


    • Bu bölgede alım yaparken özellikle dikkat edilmesi gereken hususlar?


    Bu bölgede alım yaparken özellikle, projenin kentsel dönüşüm alanında kalmamış olmasına dikkat etmek gerekiyor. Bununla birlikte, bitmiş bir konut ise iskânının alınmış olmasında fayda var. Ulaşım akslarına yakın olması önemli, özellikle ticari alınacaksa metro bağlantısına dikkat etmek gerekiyor. Ayrıca Adliye'ye yakın projeler sürekli olarak prim yapmaya devam ediyor.


    • Söz konusu bölgede ticari, hukuki ya da genel olarak gayrimenkule ilişkin sıkıntı var mı? Varsa neler?


    Bölgenin önemli bir kısmı kentsel dönüşüm kapsamında. Bu anlamda, projelere dahil olurken bu konuya dikkat edilmesinde fayda var.


    • Bölgede Toki projesi var mı, varsa durumu? Yoksa ne zaman nerede yapılacak?


    Bölgede Toki'nin yaptığı bilinen bir proje bulunmamaktadır. Fakat en son sahil bölgesinde, Emlak Konut'un bir gelir paylaşımı projesini Dap Yapı - Ağaoğlu ortaklığı kazanmıştır.


    • Kısa ve orta vadede bu bölgede gayrimenkul projesi yapmayı planlayan proje geliştirici firmalar? Belliyse projelerin türleri ve tahmini başlangıç tarihi?


    Bölgede, Anadolu Holding, Eczacıbaşı ve Doğuş Holding gibi pek çok büyük firmanın arsaları bulunmakta ve bu arsaların her birine önümüzdeki yıllarda yeni projeler yapılacak.

  • YENİ KDV DÜZENLEMESİ FİYATLARI KESİNLİKLE ETKİLEMEZ!

    Herkese merhaba,


    Öncelikle yeni KDV düzenlemesi ile fiyatların artacağı konusunda hemen herkes aynı fikirde olduğunu beyan etti. Ancak burada ben konuya farklı bir açıdan yaklaşarak muhalif bir söylemde bulunmak istiyorum.


    Evet, yeni KDV düzenlemesi konut fiyatlarını artırmaz. Peki ama ne olur?


    Yeni düzenleme ile birlikte aslında temel amaç, Hükümetin 2023 Vizyonu çerçevesinde gayrimenkul geliştiricileri kentsel dönüşüm alanlarına ve yeni rezerv bölgelere yönlendirmektir. Basit bir örnekle İstanbul’dan yola çıkalım; İstanbul’un her iki yakasında 1’er milyonluk iki tane şehir kurulacak. Bunun yanında merkez olarak kabul edebileceğimiz pek çok bölgesinde (Esenler, Bayrampaşa, Zeytinburnu, Ataşehir, Kağıthane, Etiler-Fsm Mah. vb.) kentsel dönüşüm hamlesi başlatıldı bile. Önümüzdeki dönemde kentsel dönüşüm kapsamına alınması muhtemel diğer mahallelerle birlikte gelecek 10-15 yıl boyunca gayrimenkul geliştiricilerin arsa tedariki sorunu diye bir sorun olmayacak. Tabi burada bir detay daha var, önümüzdeki 10 yılın sonunda – yani 2023 yılında Türkiye nüfusunun %25’nin İstanbul’da yaşayacağı da öngörülmektedir. Kısacası, bu kadar bina yapılırken Türkiye’nin ¼’üne İstanbul’un ev sahipliği yapacağı da düşünülmüş.


    Peki bu KDV düzenlemesinden kimler etkilenecek?


    KDV düzenlemesinden en çok etkilenecek grupların başında arsa sahipleri geliyor. Maalesef, İstanbul’da arsa stoku azaldıkça arsa sahiplerinin beklentileri de tavan yapmış durumdaydı. Artık, geliştirilen bir projede kağıt üstündeki karın bile % 50’sinden daha fazlasını almaya başlamış olan arsaların değeri, yeni düzenleme ile birlikte düşmeye başlayacaktır veya en azından yatay seyirde devam edecektir. Tabii, bunun için arsa sahiplerinin durumu idrak etmesi ve bu yeni düzenlemenin artık değişmeyeceğinden emin olması gerekiyor, ki bunun için de sanırım 1-2 yıla ihtiyaçları var.


    Bununla birlikte geçtiğimiz 6 ay - 1 yıl öncesinden bu arsa sahipleri ile kat karşılığı /gelir paylaşımı veya satın alma anlaşması yapmış olan ve henüz ruhsatını almamış olan gayrimenkulcüler 2. mağdur gurubu olarak karşımıza çıkıyor. Arsayı satın almış olan gayrimenkulcülerin yapabilecekleri bir şey yok, fakat kat karşılığı anlaşması yapmış olanlar sözleşmelerinde yeniden düzenleme yapılması talebinde bulunabilirler. Bu konuda arsa sahibi ile anlaşamayanların karşılarına mahkeme yolu da alternatif bir çözüm olarak çıkacak gibi duruyor.


    Yeni KDV düzenlemesinin mağduru olacak 3. grup ise 40-50 yıllık fakat sağlam durumdaki binalarda yaşayan ev sahipleri. Örneğin; İstanbul – Bağdat Caddesi’nde 50 yıllık bir binada yaşıyorsunuz ve müteahhitiniz belki kendisi de oturacağı için binayı son derece sağlam yapmış. Hemen yanınızda sizinle aynı tarihte yapılan başka bir binada ise deniz kumu ve eksik demirle çürük bir bina yapılmış. Bugün geldiğimiz durumda çürük binada oturanlar yan komşularına göre evlerini değerlendirme konusunda daha şanslılar. Çünkü o binaya gelecek müteahhit, riskli bina dolayısıyla KDV oranı %1 olacağı için daha yüksek kat karşılığı oranı teklif edebilir.


     


    Son olarak bu kadar mağdur varken fiyatlar nasıl etkilenmez?


    Aslında bir malın fiyatını, sunulan arzdan veya oluşacak maliyetten çok, ortaya çıkacak talep oluşturur. Dolayısıyla önümüzdeki 10-15 yıl boyunca İstanbul’un her tarafında % 1 KDV oranıyla satılacak konutlar bulunabildiği sürece % 18 KDV’ye tabi konutların satışı ancak KDV dahil olarak gerçekleştirilebilir ve bu konutların KDV dahil fiyatları da % 1 KDV’li konutun fiyatından yüksek olamaz. Bu duruma istisna olacak tek konu ise, kentsel dönüşüm alanında olsun veya olmasın, lüks konut olarak kabul edilen ve neti 150 m2’den büyük olan konutlar.


    Bunun haricinde konut fiyatları kesinlikle yükselmez, aksine talep dolayısıyla % 18 KDV’ye tabi konutların KDV hariç fiyatlarında aşağı yönlü bir hareket bile olacaktır.


    Özetle şunu söyleyebiliriz: Çıkartılan yeni KDV düzenlemesi de, daha önce yasalaştırılan Mütekabiliyet Kanunu da tamamen kentsel dönüşümün sağlıklı bir şekilde (“Sağlıklı”dan kastım gereken finansın bulunabilmesi ve gayrimenkulcülerin bu meşakkatli sürece ilgi göstermesi) yürütülebilmesini sağlamak amacıyla uygulamaya konulmuştur. Kentsel dönüşümün kendisi ise Türkiye’nin 2023 projeksiyonundaki ana hedeflerden birisidir.


    Son bir not daha: KDV artıyor diye insanlar koşa koşa gidip % 1 KDV’den ev sahibi olmaya kalkmazlar! Türk insanı Akdenizli ruhuna sahiptir, anlık olarak gaza gelebilir ama o kadar… Satmak istiyorsanız, yaşanacak projeler yapın, yatırımcınıza kazandıracak mantıklı fiyatlar sunun ve doğru pazarlayın!


    Saygılarımla,


    Vedat Arslan

  • 2013’E TREN KALKIYOR, ACELE EDİN!

    2013’E TREN KALKIYOR, ACELE EDİN!


    Herkese Merhaba,


    Yeni Anayasa çalışmalarını saymazsak, Hükümet’in son 1 yıl içinde üzerine en çok eğildiği ve ses getiren kanun çalışmalarının tamamı gayrimenkul sektörü ile ilgili: Bunların içinde gayrimenkul sektörünü etkileyecek en önemli 2 kanun ise Kentsel Dönüşüm ve Mütekabiliyet Kanunu’dur.


    Bu kanunların yürürlüğe girmesinin yanında, hem faizler %0,80 oranına gelmiş durumda hem de herkesin dört gözle beklediği not artışı Fitch tarafından geldi. Ancak halen daha konut projelerinin büyük çoğunluğunda hiçbir hareket olmadığı, bu yüzden firmaların nakit sıkışıklığı içinde oldukları konuşuluyor. Her şey bu kadar olumluysa piyasalar neden hareketlenmiyor diye sorulabilir.


    Aslında piyasalarda bir hareketlilik var, ancak bu hareketin yönü çok farklı: Burada konut alıcılarına hak vermek gerekiyor; insanlar 2 yıldır “temcit pilavı” gibi önlerine konan ve piyasa değeri açısından doyuma ulaşmış projelere artık ilgi göstermiyorlar. Ancak yeni projeler, barındırdığı fırsatlarla birlikte konut yatırımcılarının ilgisini yoğun bir biçimde çekmeye başladı. Dikkat edilecek olursa, İstanbul özelinde bakıldığında, yeni satışa çıkan ve yatırım avantajı sağlayan projelerin hepsinde bir satış hareketliliği var. Bunların başında da Ağaoğlu Maslak geliyor, ama Nef Levent, Dap Z Ofis, Kartal Lapis Han, Kayabaşı Bahçetepe projeleri de çok hareketli. Bu sebeple, tüm sektör yeni projeleri piyasaya çıkarmak için harıl harıl çalışıyor.


    Aralık ayından itibaren konut sektöründeki yeni arzları da hepimiz yakından seyredeceğiz. Cendere Dönüşüm projesinin ilk projesi yaklaşık 3.500 konutlu Evyap geliyor. Bölgede, Eroğlu ve Nurol Seyrantepe de birkaç ay içinde satışa çıkacak. Yine 2013 içinde Zekeriyaköy’de hem Emlak Konut, hem Ortadoğu’nun konut projeleri ile Bakırköy sahil hattı boyunca birkaç firmanın milyar dolarlık projelerini göreceğiz. Çalık’ın Tarlabaşı yenileme projesi, Ortadoğu’nun Sancaktepe projesi, Ali Sami Yen ve Likör Fabrikası projeleri de 2013 yılına teker teker damga vuracaklar. Bu kadarla da kalmayacak; Ataşehir Finans Merkezi’ndeki projeleri ve Fikirtepe bölgesindeki projeleri de birer birer göreceğiz. Sadece Fikirtepe’de toplamda 80-100.000 konuttan bahsediyoruz.


    Tabii ki, gayrimenkul sektörü sadece İstanbul’dan da ibaret değil. Ankara, İzmir, Bursa, Kocaeli, Eskişehir, Denizli, Antalya, Adana, Konya, Mersin, Kayseri ve Gaziantep’de de yine büyük ölçekli projelerle karşılacağız. Sadece Denizli’de satışa başlanması planlanan tek bir projede 800.000 m2 inşaat alanının olması planlanıyor. Veya, İzmir’de Alsancak, Bayraklı gibi bölgelerde, Eskişehir Tepebaşı ve Odunpazarı’nda, Ankara Eskişehir Yolu, Beytepe, Konya Yolu ve Çukurambar’da onlarca yeni proje bekleniyor.


    Kısacası, 2013 yılında Türkiye yeni bir şantiye dönemine girecektir. Bu şantiye döneminde, finansal anlamda nakit akışının sağlanabilmesi için konut sektöründe satışın önünün açılması için de gereken her türlü çalışma yapılacaktır. Kentsel Dönüşümü de, Mütekabiliyet’in asıl yansımalarını da o zaman göreceğiz. Ancak, yatırımcısına para kazandırmayan ve oturmak üzere alanların beklentilerine uygun üretilmeyen projelerin ne 2013’te ne de ondan sonraki yıllarda büyük bir satış ivmesi yakalaması mümkün görünmemektedir. Bunu da unutmamalıyız!


    Saygılarımla,


    Vedat Arslan

  • İSTANBUL KONUT PAZARINA GENEL BAKIŞ

    İstanbul konut pazarı, 2008 krizinin yaralarını hemen 2009 yılının başında atmış ve üst üste başarılı dönemler geçirmiştir. A+ segmenti hariç, B ve C grubuna yönelik projelerde 2009 – 2010 ve 2011 yılının ilk yarısında başarılı satışlar gerçekleştirildi. Ancak 2011 Temmuz ayı ile birlikte başlayan faiz hareketi ve oluşturulan güvensiz ortamla birlikte sıkıntılı günler yaşayan konut pazarı, içinde bulunduğumuz aylarda faizlerin yeniden %0,90’lı seviyelere gelmesi ile birlikte kıpırdanmaya başladı.


    Türkiye ekonomisinin beklediği kredi notunun 1 puan daha yükseltilmesi kararı ile birlikte, ülkemize yönelik psikolojik havanın da olumluya dönüşmesini ve sektörün önümüzdeki dönemde yeniden 2009-2010 yıllarındaki hareketli pozisyonuna geri dönmesini bekliyoruz. Bu arada, geçtiğimiz aylarda yürürlüğe giren Kentsel Dönüşüm ve Mütekabiliyet Kanunları ile birlikte, 2013 yılında hepimizi hareketli bir yılın beklediği gerçeği de var.


    İçinde bulunduğumuz döneme bakıldığında, Avrupa yakasında Kağıthane, Seyrantepe ve Maslak bölgesinin B segmentinde yıldızının parladığını, bu bölgelerde sürekli yeni projelerin lansmanlarının yapıldığını ve satışların da istenen seviyede olduğu söylenebilir. 2013 yılında benzer bir öne çıkma durumunun Zekeriyaköy için de geçerli olacağını düşünüyorum, ama önce şu 3. Köprü, bağlantı yolları ve havaalanı ile ilgili aksiyonları görmek lazım. Bununla birlikte, konut arzının fazla olduğu iddia edilen Beylikdüzü bölgesinde de, C+ segmentine yönelik satışlar halen devam etmektedir. Burada özellikle metrobüsün bölgeye gelmesi ile birlikte, fiyat artışlarını hissedilir derecede yaşamaya başladık. Bölgede E-5’e yakınlık önemli ama sonrasında deniz tarafında olmak artı bir değer ifade edecektir. C+ segmentinde, sürpriz yaparak öne çıkan bölge ise Kayaşehir oldu. Kurulması düşünülen “Yeni İstanbul”un bütün kodları bu bölge ve çevresinde ortaya çıkıyor. Avrupa yakasında, öne çıkan bir diğer bölge ise Zeytinburnu – Bakırköy sahil şeridi olmuştur. Buradaki projeler daha çok B+ ve A segmentine hitap etmekle birlikte, doğru fiyat uygulayan projelerin satışlarının iyi olduğu söylenebilir.


    Anadolu yakasına bakıldığında ise; Ataşehir’in yıldızının hiç sönmeden daha da parladığını söyleyebiliriz. Finans Merkezi’nin burada yapılacak olması, içinde bulunduğumuz belirsiz ortamda bile bölgedeki projelerin satış performansı yakalamasını sağlamaktadır. Anadolu yakasında Kadıköy – Kartal şeridinde E-5’in alt tarafında kalan bölgenin de her zaman bir alıcısının olduğunu söylemek mümkün. Adalet Sarayı’nın Ocak 2013’te açılması ile birlikte Kartal E-5’e cepheli ve Adliye’ye yakın projelerin satışlarında önemli bir hareket oluşacağını tahmin ediyorum. Bununla birlikte TEM – E5 arasında kalan Sancaktepe bölgesinde, ana arterlere yakın alanların da önümüzdeki dönemde prim yapması muhtemel. Bu değer artışının esas sebebi de, Ataşehir Finans Merkezi’nin tamamlanması ile birlikte burada çalışacak orta gelir grubundaki kişi/ailelere hitap eden, aile konseptine ve görece olarak ulaşılabilir fiyata sahip projelere ev sahipliği yapması olacaktır.


    Anadolu yakasında, Bostancı’ya kadar Bağdat Caddesi çevresi, Bostancı’dan sonra sahile veya minübüs yoluna yakınlık derecesi projelerin değerlerini belirliyor. Maltepe bölgesinde E-5’in üstü de, istenen seviyede olmasa bile bir satış rakamı yakalayabilmekte. Özel olarak; Çamlıca – Ümraniye – Çekmeköy aksı da (Şile yolu üzerinde) talep gören bölgelerdir.


    İçinde bulunduğumuz döneme bakıldığında, ekonomideki belirsizlik yavaş yavaş ortadan kalkıyor, üstelik not artışı da geldi. Bankaların kredi verme iştahı da yavaş yavaş artıyor, faizler %0,90 seviyelerine indi – biraz daha da inecek, Mütekabiliyet ve Kentsel Dönüşüm Kanunları da çıktı. Şimdi sırada tek bir hamle kaldı: Ekonomi yönetimi tarafından piyasaya moral verecek açıklamaların yer aldığı “psikolojik hareket”!


    2013 yılına baktığımızda da; mevcut konut arzı eritilmeden fiyatlarda yeni bir artış trendi beklemiyorum, ama bununla birlikte önümüzdeki aydan itibaren İstanbul’un, hatta Türkiye’nin farklı illerinde her biri yüzlerce milyon dolar, hatta bir kısmı milyar dolar büyüklüğünde onlarca yeni proje satışa çıkacak. Siz siz olun, yatırımınızı önce bütçenize göre yapın – sonrasında da yatırım modelinizi doğru belirleyip, projeleri artı ve eksileriyle doğru inceledikten sonra yatırımınız yapın!


    Saygılarımla.


    Vedat ARSLAN

  • Cityscape'in Ardından!

    Herkese merhaba,


    Bir süredir yoğunluktan yazamadığım değerlendirme yazılarıma kaldığım yerden devam ediyorum. Bu sefer yazmak istediğim konu ise, öncesinde pek çok kişinin faydalı olur mu/olmaz mı diye sorguladığı Cityscape Global Fuarı olacak.


    Dubai’de gerçekleştirilen bu fuarı, muhtemelen Türkiye’den katılan pek çok kişi gibi ben de ilk defa ziyaret etme fırsatı buldum. Öncelikle, fuarı bundan 5-6 yıl öncesinde ziyaret etmiş olanlar ile son 1-2 yılda ziyaret edenlerin genel yorumlarını sizinle paylaşmak istiyorum:


    2006-2007 yıllarında Cityscape Fuarı, Ortadoğu bölgesinin en gözde fuarı idi ve gerek stand sayısı, gerekse katılımcı sayısı bakımından rekorlar kırıyordu. Bizim sadece izlemekle yetinebildiğimiz o dönemlerde, stand aralarında adım atacak yer olmadığı ve tüm konutların büyük bir hızla satılabildiği konuşuluyordu. Ancak, 2008 yılında çıkan krizle birlikte finansal açıdan Ortadoğu’nun İsviçresi kabul edilen Dubai’de de işler tersine dönmeye başladı ve satışlar bıçak gibi kesildi. 2009, 2010 ve hatta 2011 yıllarında, Cityscape, gerek büyüklüğü, gerekse ziyaretçi sayıları ve verimlilik gibi kavramlarla eskiyi mumla arar oldu.


    Bugünkü duruma baktığımızda ise; öncelikle genel olarak Dubai’nin bir toparlanma eğiliminde olduğu açıkça görülüyor. Fuar alanında belki 5 yıl önceki kalabalık da, o kadar stand da yoktu ama Mipim de dahil olmak üzere son 2-3 yılda gördüğüm en kalabalık fuara ev sahipliği yaptığını rahatlıkla söyleyebilirim. Üstelik bu kalabalığın, kuru bir kalabalıktan ibaret olmadığına da kendi gözlerimle defalarca şahit oldum. Yerel firmalardan Damac, bizimkilerden de Ağaoğlu fuarın en çok sükse yapan firmaları oldu bence. Damac’ın standında ev satın almak için kendisine sıra gelmesini bekleyen Araplar’ı gördükçe şaşırdığımı itiraf etmeliyim. Ağaoğlu’nda pazarlıklar 2. katta yapıldığı için bizzat ben şahit olmadım ama birkaç ayrı arkadaş satış gerçekleşmelerine şahit olduğunu söyledi. Hatta bir tanesi, çok önemli bir firmanın patronunun Murat Kurum’un da yanında Ali Bey’den 1 blok satın almak istediğine bizzat şahit olduğunu ve bu görüşmeyi yanındaki kameraya kaydettiğini bile ifade etti. Emaar’ın da hem Toskana Vadisi’nden, hem de Libadiye’de satışa çıkacak “Boulevardi” projesinden satış yaptığı da yine konuşulanlar arasında. Duyduklarımı Emaar yetkilileri de teyid etti ama.


    Türkiye ilgisi, fuar esnasında düzenlenen konferanslarda da rahatlıkla görülebiliyordu. Gyoder’in düzenlediği konferansta ilk defa yurtdışındaki bir etkinlikle bu kadar çok yabancıyı salonun içinde gördüğümü söylemeliyim, ama yine de halen daha Türkler çoğunluktaydı. Ancak son Mipim’de Türkçe konuşulan Türkiye konferansından sonra, yabancıları görmek güzeldi. Bu arada, bütün Türk gazetecilerimizin ve Türklerin kaçırdığı esas konferans, 1 gün öncesinde oldu. Konu başlığı yine Türkiye idi ama organizatör Gyoder olmayınca, salonun büyük çoğunluğu bu sefer Türkler yerine yabancılardan oluşmuştu. Şahsen, bu konferansı – içerik olarak çok beğenmesem de – yabancı ilgisini görmek açısından daha çok beğendiğimi itiraf etmeliyim.


    Firmalarımızın Türkiye’deki projelerinden satış yapmaları hepimiz için çok güzel… Ama bir de fuara ziyaretçi olarak gelenlerin durumunu irdelemekte fayda olduğunu düşünüyorum. Bir kısmını tenzih etmekle birlikte, çoğunluğunun fuara değil de Dubai’ye tatile gelmiş gibi bir halleri vardı. Maalesef, koridorlarda boş boş dolaşıp, “ya bu fuarda da hiçbir şey yokmuş” demek işlerine mi geldi, yoksa gerçekten hazırlıksız oldukları için mi fuara katılmadılar – bilemedim açıkçası! Belki, uluslararası arenada fuara gidenlere, öncelikle fuardan nasıl maximum fayda sağlayacakları konusunda bir eğitim vermekte de fayda var sanırım.


    Gördüğüm kadarıyla, Dubai’deki fuara katılan Türk firmalarından Ağaoğlu ve Tahincioğlu en çok ilgi çeken firmalar oldular. Viatrans’ın elindeki ürün de (projesi), standın kalitesi de çok iyi olmakla birlikte bunu sanırım daha fazla gizleyemezlerdi. Yerleri de çok iyiydi aslında ama çok küçük bir maket ve olmayan branding ile ziyaretçi çekebilmişlerse iyidir. Bir diğer Türk firması ENSPD firmasının ise kim olduğunu da, fuara katılım amacını da çözemedim ama onların da her an bir ziyaretçileri vardı. Özetle, stand sahiplerinin hayatlarından memnun olduklarına eminim.


    Görüşlerimin son bölümünde, Dubai’ye damgasını vuran Ağaoğlu’na özel bir yer vermek istiyorum… Sanırım kendileri bunu hak etti. Eğer sunacağınız çok güçlü bir ürününüz varsa ve bunu etkili bir şekilde duyurmak istiyorsanız, yapılması gereken işlerin hepsini tam olarak yaptı Ağaoğlu. Söylentilere göre kendisi bu organizasyon için 1 milyon $ harcamış. Bundan 15-20 yıl öncesinde pr’da sütun&santim hesabı yaparak gazetelerde çıkan haberlerin reklam değerlerini hesaplardık. Elma ile armut’u karşılaştırmak olarak tabir edilse de, böyle ekstra pr faaliyetlerinde harcanan bedellerin aslında çok olmadığını anlatmak adına kullanılabilecek güzel bir yöntem. Özetle Ağaoğlu, fuarın 15-20 gün öncesinden başlayarak ve fuar sonrasında çıkan haberlerle de devam ederek, harcadığı paranın en az 10 katını geri almış oldu. Gala gecesinde gördüğümüz Araplar’ın yarattığı/yaratacağı ekonomi hariç! Kısacası; Ağaoğlu yaptı… oldu!


    Misafirlerini özel uçakla Dubai’ye getirtip, Burj Al Arab ve Al Qasr gibi bölgenin en iyi otellerinde ağırlayarak, Dubai’ye Tarkan’ı getirip çok özel bir gala gecesinde sahneye çıkararak ve standında yaptığı şovlarla 4/4’lük bir organizasyona imza attılar. Bu açıdan kendilerini tebrik ediyorum. Ancak, eleştirilerim de olacaktır; öncelikle o kadar para harcamışken keşke 10 bin $ fazla harcayıp daha kaliteli bir standa imza atsalardı. Bir de, Cityscape’in Ödül Gecesi’nin organize edileceği geceye kendi Gala Yemeği’ni ve Tarkan konserini koyarak yaptığı davranışı ben yadırgadım. Bu etkinliği 1 gece önce yapması Ağaoğlu’na hiçbir şey kaybettirmezdi, aksine – madem bu etkinliği Türkiye için yapıyordu – getirdiği gazeteciler Ödül Gecesi’ne de katılarak Türk mimarları Emre Arolat ve Tabanlıoğlu ile Enka’nın aldığı ödülleri de görme ve bu durumla gurur duyma fırsatı bulurdu.


    Bu yazımdaki son sözüm de, Ağaoğlu’nun altında ezileceğini düşünen diğer geliştirici firmalara olacaktır. Kendinizi sürekli tekrar ettiğiniz pazarlama faaliyetlerinin yanında, farklı pazarlarda farklı faaliyetler içinde bulunmalısınız. Denemeden başarılı olma şansınız yok… O yüzden, atı alan Üsküdar’ı geçmeden satış ve pazarlama konularına farklı vizyonlardan bakmanızda, farklı pazarları zorlayarak müşteri çeşitlemesine gitmenizde fayda var…


    Sonuç olarak, önümüzdeki dönemde Ortadoğu pazarından Türkiye’ye önemli bir akış olacağını şimdiden kestirebiliyoruz. Ama bu akışın, mevcut gayrimenkul projelerine mi olacağı, yoksa bölgedeki yatırımcı/geliştiricilerin Türkiye’de geliştireceği kendi özel projeleri aracılığıyla mı olacağı tartışılır. Mevcut geliştiriciler bu pastadan pay olmak istiyorlarsa, kapılarını çalan her acenteye veya acente görünümlü arkadaşlara (bu işi çok ciddi yapan bazıları hariç) satış yetkisi vermek yerine konuyu daha geniş çerçevede ele almalı ve ona göre hareket etmeliler.